Kısa cevap: Veri, yapay zeka ve otomasyon işleri yapacaksanız Python; büyük şirket sistemleri ve Android tarafında Java; oyun motorları, performans kritik yazılımlar ve gömülü sistemlerde C++; web arayüzü ve tarayıcı odaklı her şeyde JavaScript. Ben bu dört dili de farklı projelerde kullandım ve şunu gördüm: programlama dili seçimi aslında "hangi dil daha iyi" sorusu değil, "hangi işi yapacağım ve o iş için hazır kütüphane nerede" sorusudur.
İlk yıllarımda forumlarda dil kavgalarını ciddiye alıyordum. Sonra bir mobil uygulamanın arka ucunu Java ile yazdım, aynı projenin veri analizi kısmını Python ile hallettim, arayüzünü JavaScript ile ayağa kaldırdım. Üç dil, tek proje. O gün anladım ki dilleri rakip gibi düşünmek zaman kaybı. Tıpkı laptop mı masaüstü mü tartışmasında olduğu gibi, cevap kullanım senaryosunda saklı.
Karar verirken kendime sorduğum üç şey var:
Python'a en çok "şu işi elle yapmayı bıraksam" dediğim anlarda başvurdum. Klasörlerdeki binlerce dosyayı yeniden adlandırmak, Excel tablolarını temizlemek, bir siteden düzenli veri toplamak gibi işlerde yarım saatte sonuç alıyorum. Veri bilimi, makine öğrenmesi ve bilimsel hesaplama tarafında ise ekosistem gerçekten çok geniş; NumPy, pandas gibi araçlar sayesinde matematiği kendiniz kurmuyorsunuz.
Zayıf noktası: hız. Yorumlanan bir dil olduğu için ağır hesaplamalarda C++ ile yarışamaz. Ama pratikte kritik kısımlar zaten C ile yazılmış kütüphanelere devrediliyor, bu yüzden çoğu iş için sorun yaşamadım. Mobil uygulama ya da oyun yapmak istiyorsanız Python doğal seçim değil.
Java'yı "sıkıcı" diye eleştirenleri anlıyorum, çünkü daha fazla yazmanız gerekiyor. Ama bir sistemi beş yıl boyunca üç farklı ekip bakacaksa o fazladan yazılan tipler hayat kurtarıyor. Bankacılık, sigorta, e-ticaret altyapıları, büyük veri araçları hâlâ ağırlıklı Java üzerinde koşuyor.
Android tarafında Kotlin öne geçse de Java bilgisi hâlâ geçerli; ikisi aynı sanal makine üzerinde çalıştığı için birinden diğerine geçiş zor değil. Java öğrendiğimde en çok işime yarayan şey dilin kendisi değil, nesne yönelimli düşünme alışkanlığı oldu. O alışkanlık C# veya TypeScript'e geçtiğimde de yanımda kaldı.
C++'ı bir görüntü işleme projesinde kullanmak zorunda kaldım, çünkü Python sürümü kare başına çok fazla süre harcıyordu. Belleği kendiniz yönetmek başta korkutucu; ama donanıma yakın çalıştığınız için elde ettiğiniz kontrol başka hiçbir dilde yok.
Kullanım alanları net: oyun motorları, gerçek zamanlı grafik, tarayıcı ve işletim sistemi çekirdekleri, gömülü cihazlar, yüksek frekanslı finans sistemleri. Grafik kartı performansını konuştuğumuz yazılarda arka planda çalışan sürücü ve motor katmanı büyük ölçüde bu dilin ürünü. Öğrenme eğrisi diklidir, ilk projeniz olarak önermem.
Bir web sayfasında düğmeye basınca bir şey olacaksa JavaScript kaçınılmaz. Bunu bir alternatif olarak değil, bir zorunluluk olarak görmek gerekiyor. Node.js ile sunucu tarafına da geçtiği için tek dille hem arayüz hem arka uç yazabiliyorsunuz; küçük ekipler için bu ciddi bir avantaj.
Benim en çok yaşadığım sıkıntı ekosistemin hızı: altı ay önce öğrendiğim yaklaşım bugün eskimiş olabiliyor. Çözümüm şu oldu: modaya değil dilin temeline yatırım yaptım. Asenkron çalışma, kapsam ve nesne mantığını kavradıktan sonra kütüphane değişimleri sorun olmadı.
| Dil | Güçlü olduğu alan | Öğrenme zorluğu | İlk projede önerir miyim |
|---|---|---|---|
| Python | Veri, yapay zeka, otomasyon, betik | Düşük | Evet |
| Java | Kurumsal arka uç, Android, büyük veri | Orta | Kararlı iş hedefi varsa |
| C++ | Oyun, grafik, gömülü, sistem yazılımı | Yüksek | Hayır |
| JavaScript | Web arayüzü, tek dilli tam yığın | Düşük-orta | Evet |
Hedefiniz belirsizse Python. Sözdizimi sizi yorm