Kısa cevap: dört servisi de yıllarca paralel kullandım ve bulut depolama seçimi konusunda vardığım sonuç şu — hangi cihazı elinde tutuyorsan onun servisi genelde en az sürtünmeyi yaratıyor. Android ve web ağırlıklı çalışıyorsan Google Drive, Office belgeleriyle boğuşuyorsan OneDrive, ekiple dosya alışverişi yapıyorsan Dropbox, tamamen Apple ekosistemindeysen iCloud. Sadece "en çok gigabayt kime verilir" diye bakarsan yanlış kapıyı çalarsın; asıl fark senkronizasyonun ne kadar sessiz çalıştığında ve paylaşımın karşı tarafta ne kadar sorunsuz açıldığında ortaya çıkıyor.
| Servis | Ücretsiz alan | En güçlü yanı | Beni zorlayan yanı |
|---|---|---|---|
| Google Drive | 15 GB (Gmail ve Fotoğraflar dahil) | Web arayüzü, Dokümanlar/E-Tablolar ile birlikte çalışma | Masaüstü senkronizasyonu Dropbox kadar olgun değil |
| OneDrive | 5 GB | Windows'a gömülü olması, Office 365 paketiyle gelen alan | Windows dışında deneyim belirgin şekilde zayıflıyor |
| Dropbox | 2 GB | En hızlı ve en güvenilir senkronizasyon, sürüm geçmişi | Verilen alana göre en pahalı seçenek |
| iCloud Drive | 5 GB | iPhone/Mac yedeklemesi, Fotoğraflar entegrasyonu | Windows ve Android tarafında sınırlı, web arayüzü sade |
Fiyatlar dönem dönem değiştiği için buraya rakam yazmıyorum; karar vermeden önce servisin kendi fiyat sayfasına bakmanı öneririm. Genel eğilim şu: aynı alan için Dropbox en yukarıda, Google ve Microsoft ortada, iCloud'un alt paketleri ise küçük ihtiyaçlar için ucuz kalıyor.
Benim en çok para kazandıran fark ettiğim şey buydu: Microsoft'un ofis aboneliği depolamayı içinde barındırıyor, yani Word ve Excel'i zaten kullanıyorsan OneDrive'ı ayrıca ödemiş olmuyorsun. Google tarafında da abonelik aile üyeleriyle paylaşılabiliyor; beş kişilik bir evde bunu bölüştürdüğümüzde kişi başı maliyet dikkate değer şekilde düştü. Dropbox'ta böyle bir "yanında hediye" durumu yok, onun bedeli doğrudan senkronizasyon kalitesine ödeniyor.
Bunu ayırmadan seçim yapmak en sık gördüğüm hata. Senkron, bir cihazda sildiğini diğerinde de siler. Gerçek yedek istiyorsan buluta ek olarak fiziksel bir kopya tutman gerekir; ben taşınabilir bir diski bu iş için ayırdım. Disk seçimi konusunda kafan karışıksa sabit disklerle katı hâl sürücüleri arasındaki farkı ve taşınabilir SSD'nin gerçekten gerekli olup olmadığını anlattığım yazılar işini kolaylaştırır.
Dördünün de verini sunucuda ve aktarım sırasında şifrelediğini söylemek doğru. Ancak varsayılan olarak hiçbiri, "anahtarı yalnızca sende" anlamına gelen uçtan uca şifrelemeyi tüm dosyalara uygulamıyor; Apple, gelişmiş veri koruma seçeneğiyle bu konuda daha ileri gidiyor. Yani sözleşme gereği kimsenin göremeyeceği hassas evrak tutuyorsan, dosyayı buluta atmadan önce kendin şifrelemen en temiz yol.
Pratikte güvenliği belirleyen şey teknik altyapıdan çok senin alışkanlıkların oluyor. Ben şunları şart olarak görüyorum:
Dropbox'ın masaüstü istemcisi hâlâ en sessiz çalışan taraf; büyük klasörlerde çakışma sorununu en az onda yaşadım. Google Drive'ın gücü tarayıcıda: aynı tabloyu üç kişiyle eş zamanlı düzenlemek gerektiğinde ilk açtığım yer o. OneDrive, Windows Dosya Gezgini'ne o kadar iyi yerleşmiş ki bulutu kullandığını bile fark etmiyorsun; "isteğe bağlı dosyalar" özelliğiyle disk şişmesini de engelliyor. iCloud ise telefon yedeği ve fotoğraf arşivi olarak neredeyse otomatik; ama aynı dosyayı bir Windows makinesinde açmam gerektiğinde işler yavaşlıyor.
Bir de internet hızını hesaba katmak lazım. Onlarca gigabaytlık ilk yüklemede bağlantının yükleme (upload) hızı ve ev içi kablosuz ağın kalitesi belirleyici oluyor; modemin ve standardın önemini anlattığım kablosuz ağ yazısı bu yüzden bu konuyla akraba sayılır.